ahakkimdadenizcelikprofilresim-denizcelik.org
Hadi biraz benden bahsedelim.

1991 yılının ağustos ayında, bir pazartesi sabahı ailemin ilk çocuğu olarak, Keçiören-Ankara'da dünyaya geldim. İlk ve orta okulu evimize çok yakın olan Uygur İlköğretim Okulu'nda okudum. Başarı ile geçen 8 seneden sonra lise sınavına girdim ve başarılı ile sonuçlandığını umarken, başarısız tercihlerle ortada kaldım. İnsanın bu dünyada yalnız olduğunu ve kimseye güvenmemesi gerektiğini biraz erken yaşlarda öğrendim sanırım.

Lise hayatımı Gazi Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek lisesinde tamamladım. Burada Makine bölümünü okudum ve en büyük hayalim Makine Mühendisi olmaktı. Tabi o yıllarda bu pek mümkün değildi. Nede olsa meslek liseliydim.

2011 yılında Meslek Yüksek Okuluna gitme kararı aldım ve Burdur'da bulunan Mehmet Akif Ersoy Üniversite'sine başladım. Başarı ile okulumu bitirdim ve sonrasında Ankara'ya geri döndüm.

2014 Yılında ise sonunda hayalim olan Makine Mühendisliğini kazandım ve Karabük Üniversite'sinde, İngilizce olarak eğitimimi aldım. Hazırlık sınıfı ile birlikte beş senede okulu bitirdim.

Arada olanlardan bahsetmiyorum çünkü iş hayatımı anlatacağım bölüm aşağıda olacak. O yüzden tüm yazıları okursanız boşlukları tamamlayabilirsiniz.

2020 yılının şubat ayında ise askerliğimi yapmaya başladım. Acemi birliğini İskenderun/Hatay'da yaptım. Usta birliğini ise İstanbul Boğaz Komutanlığı Hizmet Bölük Çavuşu olarak yaptım.

Sonrası şimdilik yok. Bu yılı atlatabilirsem, uzunca bir süre daha yaşayacağımı zannediyorum.

 

Özel Hayatım

2012 yılının ağustos ayı tanıştım Büşra ile. O sıralarda ben Burdur'da eğitimime devam ediyordum. O ise Ankara Üniversite'sinde, Biyoloji ana bilim dalında ikinci sınıfta okuyordu.

Okulum bitene kadar uzak ilişki sürdürmek zorunda kaldık. Daha sonra ise Ankara'ya döndüm ve malesef sadece bir yıl yanyana olabildik. Çünkü ben mühendislik eğitimini almak üzere Karabük'e gittim.

Aradan geçen beş sene zorlu oldu fakat birbirimize daha çok bağlanmamızı sağladı. Doğru düzgün eğitim alamamış bir öğrenci olarak, mühendislik okumak benim için çok zor oldu. Zaten benim gibi DGS sınavı ile mühendislik kazananlar bilirler, diğerleri bir çalışıyorsa bizim on çalışmamız gerekir. İşte bu yüzden çok zorlu bu dönemde beni ayakta tutan hep hayat arkadaşım oldu. Onun sayesinde zamanında bitirebildim okulumu.

Okul bittikten sonra Ankara'ya geldim ve iş için birkaç gün sonra İzmir'e gitmek zorunda kaldım. Yine uzaktaydık ama uzağı yakın etmesini bildik. Eline işini almış iki erişkin birey olarak gezebildiğimiz kadar gezdik. Ülkenin neredeyse bir çok yerine gittik ve ayrı geçen sürenin acısını çıkardık. Bu arada sözlendik ve nişanlandık tabi.

Daha sonra askere gitmek zorunda kaldım. Aslında beraber olduğumuz 8 senenin en zorlu geçen kısmı bu zamandı diyebilirim. Şuan hala yaşadığımız bu pandemi dönemi askerliğime denk geldi ve altı ay birbirimizi hiç göremedik. Ancak bu zamanlarda bitti. Şimdilerde ise biran önce hastalığın çaresinin bulunmasını bekliyoruz. Evlenip hayatımıza devam edebilmek için.

aozelhayatimdeniz-denizcelik.org
aishayatimm-denizcelikorg
İş Hayatım

Meslek Lisesini bitirdikten sonra Ankara Ostim sanayi bölgesinde bulunan Kılıç Makine adlı firmada çalışmaya başladım. Burada bir yıldan fazla bir süre çalıştım. İşten çıkmadan evvel CNC Operatörlüğü yapıyordum fakat o seviyeye gelmek hiç kolay olmadı. Sıfırdan sanayiye atılmış bir çocuk misali her işi yaptım. Yeri geldi ortalığı temizledim, çay yaptım ( ki bunlar benim rutinimdi), yeri geldi saatlerce tornada vakit geçirdim. Ama bunların bana yetmediğini anladım. Okula gitmem ve kendimi geliştirmem gerekiyordu.

Nitekim Meslek Yüksek okulunu bitirdim ve tilki misali yine Ostime geldim. Korçelik isimli bir firmada staj yapmaya başladım ve sonrasında aynı firmada CNC Programcısı ve Operatörü olarak çalıştım. Burası o zamanlar, neredeyse kurumsal bir şirketti ve bir ömür çalışabilirdiniz. Fakat okulda öğrendiğim hiç bir şeyi burada uygulayamıyordum. O yüzden bir gün, öylesine bir iş başvurusu yaptım ve bir mülakattan sonra kabul edildim. Hemde hiç tahmin edemeyeceğim bir maaşla.

İs Yapı ve Yapı Malzemeleri şirketinde uzun yıllar çalıştım. Bunu diyebiliyorum çünkü bağlarımı kopartamadım. Mühendislik sınavını kazanıp okula başladığımda bile, yazları gelip İs Yapı da çalışıyordum.  Hatta mühendis oldum dediğim ve Ankara'ya döndüğüm zaman, sadece üç gün içinde İzmir'e gidip çalışmaya başladım fakat askerlik yollarımızı ayırdı.

İs Yapı bana çok şey öğretti. Fabrika hayatını, ofis hayatını, büyük projelerde çalışmayı ve kendine güvenmeyi. Bakalım şimdi bu öğrendiklerimle neler yapacağım. Daha yola yeni çıkıyorum, bunun farkındayım.

Hobilerim

Liseden çıktığım zamanlarda hobilerin nelerdir diye sorsaydı birisi, muhtemelen futbol der geçerdim. Sadece o kadardı çünkü. Başka birşeyden zevk almayı bilmiyordum. Ama okumak, yeni insanlar tanımak, yeni yerler keşfetmek bana çok şey kazandırdı. En önemlisi de kendimi tanımamı sağladı.

Şimdilerde fotoğraf çekmekten çok zevk alıyorum. Elimde Canon'un 4000D başlangıç modeli var. Bazen telefonumun daha güzel çektiğini düşünüyorum ama yinede fotoğraf makinesini eline almak bambaşka bir duygu. İnsanın eline aldığı an sokaklara düşesi geliyor.

Fotoğraf çekmek dışında gezmek en büyük hobim diyebilirim. Ülkenin neredeyse yarısını gezdim. Akdeniz, Karadeniz, Ege ve Marmara bitti sayılır. İç Anadoluda zaten yaşıyorum ve sürekli buralardayım. Şimdilerde hayalim doğuya gitmek. Oranın insanını da görmek istiyorum. Zaten gezmenin asıl amacı bu değil midir? İnsanlarla sohbet etmek, farklı kültürleri tanımak ve bu dünyada sadece kendinin yaşamadığını öğrenmek. Belki de insanın kendini geliştirebilmesi için aşması gereken en büyük engel budur.

Bunlar dışında sporla aram fazlasıyla iyidir. Yapmak değil izlemek diye ekleyeyim hemen. Futbol ve basketbol benim için bir tutkudur fakat son zamanlarda Ragbi müsabakalarınada hayran kalıyorum. Belki de elimde olsa en çok oynamak istediğim spordur diyebilirim. Çünkü stres atmaya bire bir olduğunu düşünüyorum.

Tüm bunlar dışında en büyük eğlencem ise şuan yaptığım şey. Bu site ile uğraşmak. Bunu yaparken inanın çok eğleniyorum.

ahakkiimdahobilerim-denizcelik.org
mapp-denizcelik.org
Benim Fikrim,

insanlar kesinlikle gezmeli. Yeni insanlar tanımalı, yeni hayatlar görmeli ve her gün öğrenmeli. Ancak böylesine bir yaşamın sonunda mutluluğa ulaşabiliriz. Çünkü bir çoğumuz kendimizi bile tanımıyoruz. Ne istiyoruz? Nelerden hoşlanıyoruz? Korkularımız neler? Yada hayallerimiz? İşte bu soruların cevabını bilmiyoruz. Bu bedende yaşayan biziz ama isteklerini bile bilmiyoruz. Sizcede çok garip değil mi? Üniversiteyi kazanan bir öğrencinin bambaşka bir insan olarak eve geri dönmesi yada iş için başka bir memlekete giden birinin değişmiş bir biçimde geri gelmesi. Bunlar neden oluyor? Çünkü insanlar kendilerinii tanıyorlar. Kendileriyle tanışıyorlar. Umarım bende bir gün kendimle tam anlamıyla tanışırım. Umarım yukarıda bulunan harita gün geçtikçe kızarır ve genişler.